Montreal.. Joie De Vivre..

Canada Flag

Bu sefer herkese Bonjour!

Geçen hafta Montreal’de dolu dolu üç gün geçirdik. Ece, ablası Özge ve ben. Bu iki güzel bayan ile bu güzel şehri gezmek şehre daha bir güzellik katıyor. Özge yaklaşık üç yıldır Toronto’da yaşıyor. Her görüştüğümüzde mutlaka bize Montreal’i görmemizi tavsiye eder dururdu. Ece ilk Özge’yi ziyarete Toronto’ya gitti sonra ikisi birlikte otobüs ile Montreal’e gittiler.

Özge & Ece

Özge & Ece

Ben de Perşembe sabahı çıktım yola araba ile. Bizim New Jersey’den Montreal’e araba ile gidiş tam altı saat sürüyor. Toronto’dan daha yakın. Sabah hava yağmurlu olsa da bir kaç saat sora hava açtı ve Interstate 87 üzerinden dümdüz kuzeye doğru bastım gaza. Yollar çok güzel ve çok rahat. Zaten dümdüz gidiyorsunuz. Eğer Birleşik Devletler’in Kuzey Doğu yakasındaysanız rahatlıkla araba ile gidebilirsiniz. Bu arada Montreal’de trafik fena değil yeter ki yağmurlu bir gün seçmeyin yola çıkmak için.

Interstate 87

Interstate 87

Sınırdan sorunsuz bir şekilde geçtikten sonra yoluma devam ettim. Sınırdan Montreal şehir merkezine yaklaşık bir buçuk saatte gidilebiliyor.

Blackpool Border

Blackpool Border

Şehir sınırlarından girdiğim esnada maalesef inanılmaz bir yağmur yağıyordu. Göz gözü görmüyordu yağmurun şiddetinden. Ece ile Özge daha önceden airbnb‘den Montreal’in Plateau bölgesinden çok güzel bir ev tuttular. Otelden çok daha ucuz ve kalması çok daha keyifli. Lokasyonu harika bir yer. Ev St. Urbain caddesinde, çok keyifli bir balkonu olan şirin bir ev. Balkonda beni bekliyorlardı ben geldiğimde. Bu arada arabayı park olayını kafamda çok büyütmüşüm Manhattan’da yaşadığım sayısız kabustan sonra. Park işi son derece kolay. Ben arabamı evin önüne tam üç gün boyunca ücretsiz bir şekilde park ettim. Herşeyden önemlisi bedava ve yeteri kadar park yeri var herkese.

St. Urbain Caddesi ve Balkonumuz

St. Urbain Caddesi ve Balkonumuz

Eşyalarımı bırakır bırakmaz giyindim kuşandım ve bıraktık kendimizi Montreal gecelerine. Özge daha önceden Montreal’e gidip geldiği için şehri çok iyi biliyor. Nerede güzel yemek yenir, nereler gezilir hepsini biliyor. Zamanımız kısıtlı olduğu için bu tip bir rehberlik çok işimize yaradı hepimizin. Özge ilk bizi çok güzel bir midye restoranına götürdü. Adı Bieres et Compagnie. Çok leziz midyeleri var. Bizdeki gibi midye dolma değil. Kocaman bir tencerenin içinde değişik baharatlar, soslar ve krema ile pişirilmiş midyeler. Çok da güzel biraları var kendilerinin imal ettiği. Mutlaka gitmenizi öneririm.Güzel yemekleri yedikten sonra yorgunluğu biraz hissetmeye başladım ve güzel bir gecenin ardından eve döndük.

Bieres et Compagnie

Bieres et Compagnie

20130822_213135_LLS

Cuma günü hava biraz serindi. Sabah 20 derece gibiydi ama güneşli ve nemsiz harika bir hava, tam bana göre. Gezmek için ideal. Özge bizi Old Monreal’e yani Eski Montreal bölgesine götürdü. Bu arada evimizin hemen önünde otobüs durağı var ve ulaşım çok rahat her yere. Metro veya otobüs farketmiyor. Şehir küçük ile orta boy bir şehir olduğu için ulaşım çok rahat. Bunun ötesinde toplu taşımacılık son derece gelişmiş. Otobüs ile onbeş dakikada vardık Notre Dame meydanına.

Notre Dame Meydani

Notre Dame Meydani

Notre Dame Square

Notre Dame Square

Notre Dame Meydanı

Notre Dame Meydanı

Meydanda kocaman bir kilise var. Geniş bir meydan. Buradan hemen aşağıa doğru gittiğinizde Old Montreal bölgesine ulaşıyorsunuz. Montreal’de bistro-cafe kültürü çok yaygın. Bu bölgede bundan nasibini almış. Her yer şirin kafeler ve restoranlar ile dolu. Cıvıl cıvıl Old Montreal bölgesi. İnsanlar güleryüzlü. Her an bir aktivite var. Herkesin yüzü gülüyor. Çok keyifli anlar geçirdik Old Montreal bölgesinde. Avrupa’daki şehirlerin sokakları gibi bir sokak düşünün. Eski yapılar ve altlarında, kafelerin bahçelerinde dışarılarda oturan insanlar.

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal

Old Montreal Sokakları

Old Montreal Sokakları

OM 5

Rue Des Artistes

Rue Des Artistes

Rue Des Artistes

Rue Des Artistes

Rue Des Artistes

Rue Des Artistes

Montreal’de dükkan sahipleri buldukları en ufak yeri bile dışarıda oturma yeri olarak değerlendirmişler. Burdakinin yani genelde Birleşik Devletler’dekinin tam tersi. Burada hemen hemen tüm dükkanların önünde geniş alanlar olmasına rağmen dükkan sahipleri dışarıya iki sandalye bir masa atmayı akıl edemezler veya istemezler çünkü herkes içeride inatla yemek yemeye bayılır. Sıcak havada içerisi buz gibi olur, soğuk havalarda ise içerisi tam bir cehennem. Bistro ve kafe kültürü maalesef yaygın değil buralarda.

DSC_0700

Saint Paul Sokağı - Old Montreal

Saint Paul Sokağı – Old Montreal

Montreal’de dikkatimizi çeken bir başka güzel şey ise duvarlara çizilmiş çok güzel resimler yani muraller. Çok güzel ve çok değişik örneklerine rastladık Montreal gezimiz sırasında. Aşağıda güzel bir kaç örneğini görebilirsiniz.

Mural 1

Mural 2

Mural 3

Mural 4

Mural 5

Mural 6

Mural 7

Sonra aynı gün Old Montreal bölgesinde bulunan Old Port’a gittik. Burada ufak bir marina var St. Lawrence Nehri’nin üzerine kurulmuş. Nehir insana, şehir sanki deniz kıyısındaymış hissini veriyor. Old Port’da benim görmek istediğim Habitat 64 adlı değişik mimari yerleşim yapıları vardı. Buradan bu yapıları görmek mümkün. Bunun dışında nehir kenarında güzel parklar var.

Old Port 2

Old Port

Old Port

Old Port

Habitat 64

Habitat 64

Sonra buradan Downtown’a gitmek istedik yürüyerek. Şehir merkezi çok yakın Old Port’a. Ara sokaklarından yürümeye, şehri daha fazla tanımaya çalıştık. Sokaklarında yürüken sanki Avrupa’nın eski şehirlerinden birisinin sokaklarında yürüyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Montreal Sokakları

Montreal Sokakları

Eski Montreal Sokakları

Eski Montreal Sokakları

DSC_0693

Sokaklar temiz, insanlar genç. Evet Montreal’in kendisi eski ama insanları genç. Yaklaşık 6 büyük üniversiteye ev sahipliği yaptığı için Montreal’de genç nüfusu bir hayli fazla. Bu şehirde bir başka güzel özellik ise hemen hemen herkes bisiklete biniyor. Arabalar ile biskletler arasındaki ilişki son derece medeni. Bisiklet yolları hemen hemen gördüğüm tüm şehirlerdeki bisiklet yollarından daha fazla ve daha kullanışlı. Yokuş fazla olmasına rağmen insanlar bisiklet ile ulaşımı tercih ediyorlar. Bizler New Jersey’de araba ve anayol yoğunluğundan dolayı bırakın bisikletli görmeyi yollarında insan görmeye alışık olmadığımız için bu tip manzaralar ile karşılaştığımızda ister istemez mutlu oluyoruz.

Herkesin Kullanabildiği Bisikletler

Herkesin Kullanabildiği Bisikletler

Montreal Evleri

Montreal Evleri

Montreal dünyanın en iyi üniversitelerinden birine ev sahipliği yapıyor, McGill Üniversitesi.. Aynı gün McGill’in kampüsüne gitmeye karar veriyoruz. Üniversitenin kampüsü güzel. Burada oturup biraz mola veriyoruz. Sizin için birkaç fotoğraf çektim kampüsteyken.

McGill Üniversitesi

McGill Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi - McGill Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi – McGill Üniversitesi

McGill Üniversitesi

McGill Üniversitesi

McGill Üniversitesi

McGill Üniversitesi

Karnımız acıkıyor ve St. Laurent caddesi üzerinde bulunan Montreal’in belki de en ünlü restoranına yani Schwartz’s‘da füme etli sandviç yemeye karar verdik. Burası Montreal’in en eskilerinden. Reuben‘e benzettik ilk ama etinin tadı çok ağır. Çok beğenmedik tadını ama çok aç olduğumuz için hapur hupur yedik. Bu arada St. Laurent caddesi panayıra kapatılmış durumda. Değişik yemekler ve ürünler satılıyor cadde boyunca insanlar alışveriş yapıyor burda.

St. Laurent Caddesi

St. Laurent Caddesi

Füme Etli Sandviç

Füme Etli Sandviç

Schwartz's

Schwartz’s

Akşamüstü oluyor ve evimizin yolunu tutuyoruz Duluth sokağından geçerek. Burada çok güzel duvar resimlerine rastlamak mümkün. Çok güzel bir sokak. Restoranlar, lokal dükkanlar ile dolu. Buradan bir diğer büyük caddeye St. Dennis’e çıkıyoruz. Burada da uzun süe yürüyoruz, geziyoruz etrafta neler var neler yok diye. Bu cadde de gayet ideal, güzel dükkanlar var ve gezmesi zevkli. Buradan metro istasyonuna yürüyoruz tekrar Saint Urbain caddesine yani evimizin bulunduğu caddeye ulaşabilmek için.

Duluth Sokagi Civari

Duluth Sokagi Civari

Duluth'un Ara Sokaklari

Duluth’un Ara Sokaklari

Balkon 2 Balcony 1

Montreal sanatı ve sanatçıyı seven bir şehir. Yolumuz üstünde Duluth sokağından geçerken seyyar bir piyano görüyoruz kaldırım üstünde. Piyano çalmak isteyenler için sokağın ortasına bırakılmış bir piyano. Şaşırıyoruz tabii ilk gördüğümüzde. Sonra bu piyanodan br çok lokasyonda gördük ve anladık ki bu devletin insanlara verdiği güzel bir hizmet.

Halkın Piyanosu

Halkın Piyanosu

DSC_0598

Daha önceden bahsetmeyi unuttum. Montreal’de genellikle konuşulan dil Fransızca ama tabii İngilizce’yi de gayet güzel konuşuyorlar. Fransızcanız yoksa kesinlikle zorluk çekmezsiniz. Fakat hemen hemen tüm tabelalar Fransızca aklınızda olsun. İngilizce biliyorsanız az çok zaten tahmin edebiliyorsunuz tabelalarda neler yazdığını. Eğer yardım isterseniz çekinmeden sorun etrafınızdakilere. Burnu ve aklı havalarda, Fransa’da yaşayan ukala Fransızlar gibi değiller. Yardımsever ve güleryüzü insanlar.

ARRET - STOP - DUR

ARRET – STOP – DUR

Akşam eve gelip biraz dinlendikten sonra tekrar Duluth sokağına gitmeye karar veriyoruz. Hafif atıştırmalık Tapas yiyebiliceğimiz bir restorana götürüyor bizi Özge. Ben burda ilk defa Merguez adlı aşırı baharatlı Fas sosini deniyorum. Bizim sucuğa çok benziyor tadı. Lezzetli şeyler yiyoruz ve tekrar evimize dönüyoruz.

Merguezli Sandviç

Merguezli Sandviç

Cumartesi hava yine güzel. Güneşli ve sıcak değil. Özge bizi bu sefer Old Montreal bölgesinde düzenlenmiş olan 18. Yüzyıl Festivaline götürüyor. Vardığımız zaman çok değişik manzaralar ile karşılaşıyoruz. Birbirinden renkli ve değişik onsekizinci yüzyıla ait kostümleri ile dolaşan insanlar kurdukları panayır alanında ürünlerini satmaya çalışıyorlar. Bu sırada da festivali ziyarete gelen insanlar ile fotoğraf çekiliyorlar. Tabii biz de boş durmadık ve festivalin en güzel kostümlüleriyle fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedik.

Mahkum 1

Mahkum 1

Mahkum 2

Mahkum 2

Mahkum 2

Mahkum 3

Festivalde Beni Yakalayan Korsanlar

Festivalde Beni Yakalayan Korsanlar

DSC_0639 DSC_0689 DSC_0626 DSC_0631 DSC_0645 DSC_0664 DSC_0671 DSC_0686

Cumartesi gününe çok güzel başladık. Pazar günü döneceğimizden dolayı içimiz biraz buruk olsa da eğlenmeye devam ettik. Sonrasında Montreal’in bir başka güzel noktası olan Place Des Arts bölgesine gittik. Öncelikle söylemeliyim hayatımda gördüğüm en güzel metro istasyonunu burda gördüm.

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Her yer çağdaş sanatın örnekleri ile donatılmış. İnsana metro istasyonunda olduğunu hissettirmiyor. Son derece değişik modern sanat örneklerine rastladık. Metrodan iner inmez çok güzel bir futurist bir resim örneği ile karşılaşıyorsunuz metro istasyonunun duvarında.

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Bu bölgede biz gittiğimizde pek bir atraksiyon yoktu fakat anladığım kadarı ile halka açık film gösterileri ve konserler bu bölgede düzenleniyor. Pek uzun olmayan, trafiğe kapalı dümdüz bir yol var bu bölgenin içinden geçen. Sağlı sollu görebiliyorsunuz düzenlenmekte olan aktiviteleri.

Places Des Arts Metro

Places Des Arts Metro

Günün sonunda Özge bizi Latin Quarter adlı ünlü bölgede çok güzel bir Meksika Restoranı’na götürüyor. Adı ”3 Amigos”. Enchiladas’ının tadına bakıyorum lezzetli gayet. Keyifli bir restoran, dışarıda oturma yerleri var. Latin Quarter’ın en işlek sokağında gelip gezeni izliyorsunuz yemek yerken. Gayet güzel bir akşam yemeği yiyoruz burda. Gitmenizi tavsiye ederim.

Latin Quarter

Latin Quarter

3 Amigos - Latin Quarter

3 Amigos – Latin Quarter

Gezimizin sonuna geliyoruz. Akşam eve dönüyoruz. Özge’den ve Montreal’den ayrılacağımız için üzülüyoruz fakat hayatımızda gördüğümüz en eğlenceli ve en güzel şehirlerden birini daha tecrübe edindiğimiz için mutluyuz.

Ece Hakan

DSC_0708

Montreal bize göre Kanada’nın yaşanabilicek en güzel yeri. Gerçi sadece Toronto’yu gördük şu zamana kadar ama insan belli bir Kuzey Amerika tecrübesinden sonra az çok tahmin edebiliyor neresi daha güzel neresi daha kötü. Soğuğu, yaşadığımız yer de son derece soğuk olduğu için umrumuzda değil. Biliyoruz çok daha soğuk olduğunu kış zamanlarında ama bu tip bir soğuk bile (zaman zaman -40) bu şehrin sıcaklığını etkilemez.

20130823_132933

Montreal, medeniyet ve kültür farklılığı ile diğer tipik Kuzey Amerika şehirlerinden çok daha ötede ve çok daha farklı. Bu şehri, içinde daha doğrusu toplumsal özünde barındırdığı pozitif dinamikler açısından sadece bir bölge ile karşılaştırabilirim o da California. Doğrudan şehir ile karşılaştıramıyorum çünkü sahip olduğu özellikler çok farklı.

Champ De Mars

Champ De Mars

Bu arada ileride California hakkında çok uzun ve çok detaylı bir yazı projesine başlıycaz eğer ideal zamanı bulabilirsek. Montreal bize hiç ummadığımız kadar güzel geldi ve iyi bir sürpriz oldu. Olur da ileride Kanada’da yaşamaya karar verirsek bu güzel şehrin ilk durağımız olacağı kesin.

Fransızların dediği gibi ”Joie De Vivre” yani ”Yaşama Sevinci”.

Montreal ziyaretimizden sonra bu tamlamayı her gördüğümüzde aklımıza Montreal’in geleceği aşikar.

1008653_10151799835211281_2132983480_o

St. Urbain caddesinde bir kafede otururken Özge’ye bir soru sordum. Bir şehirde olması gereken 5 şeyi saysana bana dedim.

Kendisi şunları saydı;

1- Kafe ve bistro kültürünün yaygın olması.

2- Diğer büyük şehirler ile kıyaslandığında ucuz olması.

3 – Toplu taşımacılığın iyi olması.

4 – Deniz kenarında veya büyük bir nehir kıyısında olması.

5- İçinde yaşadığı insanların tarihi ve kültürel mirasa sahip olmaları.

Montreal bize tüm bu sayılanları bu 3 gün içinde verdi.

Daha ne olsun?

Au Revoir!

Ece & Hakan

Advertisements

About HAKAN

www.ikiyolcu.com
This entry was posted in 1. Bookmark the permalink.